22 Eylül 2008 Pazartesi

AĞIZ KOKUSU

Zaman zaman nefesinizdeki kötü kokudan şikayet ediyorsanız, çözümünüz tam burda...
1-Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz
2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirinAğız içinde var olan eskimiş köprü ve protezle zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara neden olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız.
3-Sakız çiğneyinTükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.
4-Tarçın kullanınİçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.
5-Daha fazla su içinÖzellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı olur.
6-Asla burnunuz tıkalı uyumayınSinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağzı ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.
7-Basit şeker tüketiminizi azaltınBeyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur ve ağız sağlığını büyük bir süratle bozarlar. Bu nedenle basit şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Bu da su içmek gibi size onlarca yararın yanında ağız kokunuzun azalmasına da yardım edecektir.
8-Lokmaları iyi çiğneyinBu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur.
9-Diş ipi kullanınDiş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir.
10-Sigara içmeyinSigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

9 Mart 2008 Pazar

Sebamed'le Gelen Güzellik


Sebamed ph 5.5 özelliği ile cilt temizleyici ürünler içinde dünyada ilk üretilen üründür. 42 yıldır, cilt sağlığı konusunda deneyimli tıp otoriteleri tarafından kabul edilmiş bir üründür. Hiç kimsenin yok sayamayacağı bir mirastır.


Tüketiciye, cilt sağlığı için yüksek derecede koruyucu özellik ve güvenilirlik sağlar… Sadece, en gelişmiş, saf hammaddeler kullanılır. Kullanılan bütün saf hammaddeler, Alman Kalite Standartları’nda kontrol ve test edilir. Mikrobiyologlar, bitmiş ürünleri test ederler. Hiçbir Sebamed ürününde, dioksan, formaldehid veya nitrozamin yoktur. Sebapharma’nın AR-GE departmanı, dermatologların araştırma sonuçlarını değerlendirerek, Sebamed ürünlerinde, cilt yapılarına ve gereksinimlerine göre geliştirme için çalışır. Sebamed ürün formüllerinin geliştirilmesi, üründe 4. jenerasyon yüzey aktif maddeler kullanımını sağlamaktır. Sebamed ürünlerinde Alerji riski, yok denecek katar azdır. 5 milyon kişiden sadece birinde görülebilir. Sebamed ile yapılmış 102 klinik araştırma mevcuttur.Tüketici için ekonomiktir ve ekolojik dengeyi de dikkate almaktadır… Bir ailenin tüm bireyleri için kullanılabilen ideal bir üründür. Sebamed ürünleri, fiyatları ile ekonomik ürün grubudur. Yeni geliştirilmiş bütün ürünler, klinik olarak insan cildinde test edilir. Bitmiş ürünler, hayvanlar üzerinde denenmez. Çevre dostudur, ekolojik dengeye zarar vermez. Ambalajı, hem kutu, hem şişesi geri dönüşümlüdür.


cilt tipinize göre bakım


1) Normal-Karma Cilt : Normal cildin görüntüsü, rengi düzgün ve sağlıklıdır.Alın çevresi , burun, çene bölgeleri hafif yağlı, diğer bölgeleri ise kuru olabilir. 2) Kuru Cilt : Kuru bir cilt yapısına sahip olanlar yüzlerinde gerginlik hisseder. Bilhassa sabun ile yüzlerini temizlikten sonra bu gerginlik hissi çok daha fazla olur. Kuru cilt genellikle pul pul olur ve çabuk kırışır. Yer yer kızarıklıklar olabilir.3) Yaşlı ve Güneşten Zarar Görmüş Cilt : Bu tipteki cildin rengi soluktur ve kırışıklıklar gözle bile belirgin bir şekilde görülür. 4) Yağlı Cilt : Yağlı ciltlerde lekeler ve siyah noktalar oldukça fazladır.Ayrıca bu cilt tipi geniş gözeneklidir. 5) Hassas Cilt : Hassas cildin gözenekleri iyi görünmesine rağmen, cildin ince yapılı olmasından dolayı alerjiye ve diğer cilt sorunlarına karşı oldukça hassastır.
Nasıl Bir Ürün Kullanmalıyız
Kuru Cilt: Kuru ciltlerde özellikle alkol içeren ürünlerden uzak durmak gerekli. Bu tip ürünler cildimizdeki nemi söküp atar. Yumuşak ve sabun içermeyen sıvı temizleyici ile cildi temizledikten sonra gliserin, hiyalironik ve asit gibi ürünlerden edilmiş, cildin nem kaybını minimuma indiren nemlendirici kremler kullanmak gerekir. Ayrıca güneşin zararlı ışınlarına karşı cildi korumak için SPF 15 içeren bir ürünü her gün dışarıya çıkmadan yarım saat önce kullanmalıyız.

ipeksi dokunuş

Mutfağınızdaki Güzellik

-Avokado:
İçerdiği yağ asitleri ve vitaminler sayesinde bu koyu yeşil meyve, çok değerli besinler listesinde yer almaktadır. Dıştan kullanımda, bol miktarda içerdiği A Vitamini, hücrelerin yenilenmesini destekler, üstderide kepeklenmeyi nasırlaşmayı önler. B Vitamini kompleksi, hücre metabolizmasını çok olumlu etkiler. Avokadonun etken maddeleri, deriyi kurumaktan korur ve özellikle, duyarlı, kuru, yıpranmış ve yaşlanmış derileri iyileştirir ve güçlendirir.
-Çiçek balı:
Dünyanın bilinen en eski tatlandırıcısı albüminler, vitaminler, mineraller, mikro besin maddeleri, enzimler ve organik asitler içerir. Bu besleyici maddeler deriyi güçlendirir ve yumuşatır. Antibakteriyel ve iltihap giderici, deriyi gerginleştiricidir, esnekliği arttırır ve kan dolaşımını uyarır.
-Buğday kepeği:
Mineraller ve B Vitaminleri içerir. Cilde düzgünlük kazandırır ve kurumaktan korur.
-Yeşil çay:
Japonların ulusal içkisi olan yeşil çay, yalnızca içten değil, dıştan da kullanıldığında çok faydalıdır. Duyarlı ciltleri yatıştırır, olgunlaşma aşamasındaki deriyi besler ve vaktinden önce yaşlanmaktan korur.
-Çökelek/Ekşimik:
İltihaplı deriye karşı eskiden beri kullanılan çökelek, gerektiğinde biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, altderinin(perminal katmanın) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır. Çıbanları(örneğin koltuk altında çıkan köpekmemesini) kısa sürede işletir ve temizler.
-Elma sirkesi:
Bu çok yönlü ilaç, deriyi güçlendirir ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir. Çok zengin vitaminler ve mikro besin maddeleri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve sivilceli cildin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.
-Havuç:
İçerdiği karoten(Provitamin A) ve lesitin, deri sertliklerini normalleştirir, deriye sağlıklı bir görünüm ve renk kazandırır.
-Hıyar(Salatalık):
Deri için klasik bir nemlendirici olarak bilinen hıyar, yağdan arındırıcı etkiye de sahiptir ve bu nedenle yağlı ciltler için hazırlanan maskelere ve kompreslere de girer.
-Limon:
Doğal kozmetikte çok önemli yeri vardır. Mikrop kırıcı, sıkıştırıcı/büzüştürücü/gerdirici özelliği vardır ve deriyi yağdan arındırır.
-Süt:
Yağlı cilt bakımında ve nemlendirici olarak idealdir. Çok değerli maddeleri cilt tarafından hızla emilir. Üstderiye esneklik kazandırır, derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir, kan dolaşımını uyarır ve pürüzlü deriyi düzgünleştirir.
-Yoğurt:
İçerdiği bakteri kültürleri sayesinde, üstderi bakteri florasının yeniden yapılanabilmesine yardımcı olur. İçerdiği süt asidi ise cildin erken kırışmasını önler, ona yumuşaklık ve esneklik kazandırır.
-Yulaf:
B grubu öncelikli olmak üzere, vitaminler, mineraller ve değerli yağlar içerir. Öğütülmüş yulaf deriyi düzgünleştirir ve özellikle bu amaçla hazırlanan yüz maskelerinde başarıyla kullanılabilir.
-Yumurta sarısı:
Lesitin ve kolesterol açısından çok zengin olduğu için, cilt maskeleri ve kompresler hazırlanırken emulgatör olarak (örneğin yağ ile suyun bir süre için birbirine karışmasını sağlamakta) kullanılır. Cildi rahatlatır ve düzgünleştirir.
-Zencefil:
Cildi çok olumlu etkileyen doymamış yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deriyi yağdan arındırır, iltihapları yatıştırır, çatlakların ve küçük yaraların iyileşmesini hızlandırır.